Baş Kitabımız

Baş Kitabımız

Dostlarımız

Dostlarımız

Kütüphanemiz

Kütüphanemiz

Kitaplarımız

Kitaplarımız

Giderken Bana Bir Şeyler Söyle - Mustafa Ulusoy

Perşembe, Kasım 24, 2011


Bir güzel kitap..
Mustafa Ulusoy'la ilk olarak Aynalar Koridorunda Aşk kitabıyla tanışmıştım ve üslubunu çok sevmiştim. Ölüm'e böyle birinin gözünden bakma fırsatı yakaladım Giderken Bana Bir Şeyler Söyle'yle.
 Ölenin ardından aslında kendimiz için üzüldüğümüzü bir kere daha anlamış oldum. Ve babaannemin vefatıyla ilk defa çokça hissettiğim ölümün hemen yanı başımızda olduğunu bir kere daha hatırlamış oldum. Babaannemin vefatı, çok oturmuştu yüreğime. İlk defa bu kadar yakınımı kaybediyordum. Çocukluğumdan bu yana dizinin dibinde olduğum babaannemin yokluğu düşüncesine alışamamıştım/hala alışamadığım durumlar var; ilk O'nsuz  Ramazanımızı, ve bayramlarımızı geçirdik mesela. Oysa O hastaydı, ve az çok ölüme yakınlığını hissediyorduk; hani sadece hastalara ölümü  yakıştırırız ya. O'nun ölümü beni bu hale sokarken, 'hiç beklemediğimiz'  ölümler var ya hani, onlarda ne yapacağım ki diyorum. Cevabım; 'Hiç bir şey!' oluyor. Sadece ölümün yakınlığını ölüm gelmeden hissetmeye devam edeceğim, 'Ölmeden evvel ölünüz.' hadis-i şerifini sık sık anmam gerektiğini hatırlayacağım, bu kadar!

Birkaç alıntı;

* İnsanlar gözleriyle görmediklerine niye kaybettik derler ki?

* İnsanlar ister dolma kalem, ister tükenmez kalem, ister bilgisayar kullanıyor olsunlar, en çok ayrılıkları yazıyorlardı.

* İnsanlar en gereksiz şeyleri konuşmaya çok hevesli olmalarına rağmen, sıra ölüme gelince büyük bir suskunluğa bürünüyorlar.

* En uygun ölüm zamanı, insanın öldüğü zamandır.

Keyifli okumalar demeyi isterdim, fakat bu kitap için 'idrak ede ede' okumalar diyeceğim..

Kediler Güzel Uyanır - Yekta Kopan

Çarşamba, Kasım 23, 2011

Yekta Kopan'ı hep okumak istemişimdir. Twitter'dan takip etmeye başladıktan sonra bu isteğim daha da arttı. Hazır imza günü varken Yekta Kopan okumaya başlamalıyım dedim. Çok isabetli bir karar vermişim :)

Kitap böööyle yağ gibi akıp gidiyor. Sayfalar uçuyor adeta. Ne zaman başlayıp, ne zaman bitirdiğimi anlamadım bile. Öykü okumanın güzel taraflarından biri bu olsa gerek.

Aşk mı? O da ne? , Geometri , Fil Mezarlığı bu üç öyküyü çok sevdim. Hele bir Matruşka vardı kiiiii. Off oofff. Ah be Gizem niye okumadın sen bu adamı daha önce? Büyük kayıp.

    Unuturum ben. Her şeyi unuturum. Duyduklarımı, okuduklarımı , kokladıklarımı, yaşadıklarımı, yaşattıklarımı...

   Kendimi okumaya vermem bu yüzdendir belki de. Bir kitap, içindekileri unuttuğunuz zaman size. (sayfa 108)

Arka Kapak:
"Beklenmedik bir anda, bir kitapla yaşadığın şaşırtıcı buluşma. Kütüphanede, rafta, çalışma masasında öylece durmakta, seni beklediğini bilmeden; zaten sen de farkında değilsin yaşanacakların. Karşılaşıyorsunuz. O senden daha cesur, sınırları yok. Sonrası kendiliğinden geliyor. Mutlusunuz. Hepsi bu."



Öyküler. Kısa öyküler. Çok kısa öyküler.


Yekta Kopan, edebiyatın en değerli parçası kısa öyküyü titizlikle işliyor. İnsanı derinden kavrayan yalın anlatımıyla hayatın tüm karmaşasını içinde taşıyan çekirdek zamanların resmini yapıyor. Cümleler, sözcükler hatta harfler, bu kitapta birer notaya dönüşüyor ve hayatın gizli ahengini sezdiriyor. Kediler Güzel Uyanır usta işi bir kitap

Nurdan Anneler

Haluk Nurbaki hocanın yine çok özel kitaplarından birisi nurdan anneler. Her müslüman bayanın mutlaka okuması ve kitaplığında bulunması gereken bir kitap. 140 sayfalık ince bir kitap içindeki bilgilere ise paha biçemiyorum. Haluk Nurbaki hocanın nurdan anneler üzerine yaptığı konferanstan derlenmiş bir kitap.
İçerisinde Hz. Esma annemizden başlıyor, sırasıyla Hz. Nesibe(r.a), Hz. Sümeyye(r.a), Hz. Amine (r.a), Hz. Hatice(r.a),  Hz. Fatıma(r.a), Hz. Aişe(r.a) ve Hz. Şeyma(r.a) yer alıyor. Hepsinin hayatından özelliklerinden kısaca sırlarından bahsediliyor. Ve mümin bayanlara nasıl olunması gerektiğini öyle güzel anlatıyor ki. Bizler ve kızlarımız ve bütün mümin bayanların bu annelerimizin özelliklerini taşımayı, onların gönül pencerelerinden girmeyi Allah(c.c) hepimize nasip etsin. Amin.
kitabın içinden kısaca tanıtım yapmak istedim ama hakkını vererek tanıtabileceğimi sanmıyorum, tanıtmaya kalksam bütün bir kitabı yazmam gerekecek burada. o yüzden sadece hz amine annemizin şiirini yazmak istiyorum.

Her doğan ölecek, her yeni eskiyecek
Her açan çiçek solacak, bütün zahirde
Var olan şeylerin hepsi Allah'a dönecek
Ben de öleceğim ama ebediyen kalacağım
Çünkü kainatın gözlerini açacak nur'u
doğurmak şerefini verdi Allah bana
İnanınız ki insanların yaşaması,
insanların Allah'a gidebilmesi için açılan bu caddenin tek sahibi Muhammed(s.a.v)'dir.
Benim namında ebedileşecektir.
yoksa bir varlık olarak ben de
diğer varlıklar gibi ecele mahkumum...

zahir

Pazartesi, Kasım 21, 2011

Sorunları olan bir yazar, eşinden boşanmak ister, eşide ona seyahate çıkmasını ve kitap yazmasını ister, birkaç yıl süren seyahet sonrasında bir kitap yazar çokta tutulur ve esthere tekrar döner. Ama şimdi gitme sırası esther'dedir. Çünkü onunda kendini bulmaya ihtiyacı vardır. Kitap aslında karakterlerin kendilerini bulma maceralarını anlatıyor.. esther kitap genelinde anlatılan karakterlerin hepsi ile bir şekilde bağlantılıdır, herkes estherde bir parça kendisini bulmuştur. estherin yokluğunda, kocası ve mikhail arasında da bir bağ oluşmaya başlar, ve bir süre sonra ikisi estehere bulmak için yola düşerler. fransadan kazakistana uzanan bir yolculuk.  320 sayfalık, 10 üzerinden 7 puan verdiğim bir kitap

İki Cami Arasında Aşk

Pazartesi, Ekim 31, 2011

Mürvet Sarıyıldız'ın ikinci romanı bu kitap. İsmini daha önce duymamıştım, kitabını ise gördüğümde vuruldum ve o an almak istedim, konusu itibariyle :) Tarih romanlarını çok seviyorum, içine bir de aşk karışınca daha da hoşuma gidiyor. Ama üslup önemli, bazı yazarlarımız maalesef o güzel insanları kalemleriyle yerin dibine sokarak, yalan yanlış hikayelerle insanların aklını karıştırıyorlar. Yazarımız tam aksi, edep ve saygı ile çok güzel işlemiş Mihrimah ile Sinan aşkını ve o güzel zamanları... Ayrıca kitabın kapak tasarımı ve içerik dizaynı da harika, söylemeden geçemeyeceğim :)
Eğer istenirse bir günde, hatta(benim gibi) birkaç saat içerisinde okunabilecek bir kitap.

*
Gözden uzak olduktan sonra cânâ, nerede olduğun fark eder mi? Ha bir adımlık uzaktaki saray, ha dünyanın diğer ucu. Gözlerim ki seni gördüğünden parlak, fikrim sen olduğun için coşar. Aşk, sen olduğun için aşk. Selinde boğulsa da bu can, kurtaracak olan yine sensin.

*Bu acıyla yaşamak benim kaderimse, bu acıyı taşlardan başkası anlayamaz. Taşlar ki aşkın en sadık dostları olacak bundan sonra. Ey Mihrimah, adı dilime yasaklı olan sevgili, gülüşü gözlerime haram olan sevgili, seni her anmamda nasıl kanıyorsa bu dilim, nasıl eriyorsa aşkının altında tenim, ruhum nasıl sızlıyorsa her daim, aşkımın tercümanı olacak ellerimde şekil bulacak olan taşlar.

* Onun gözlerini saltanat sevdası, senin gözlerini de onun aşkı kör etmiş. İki kör, birbirini nasıl görebilir karanlıkta?

Kalb İbresi

M.Fethullah Gülen'in Kalb İbresi adlı eseri, tahmin edeceğiniz üzere din bilgisi içeriyor hayat bilgisi tadında.. Bölüm bölüm soru cevaplardan yola çıkılarak sohbet tadında ilerliyor, konuların birbiriyle bağlantısı yok, lâkin günümüzde çoğumuzun yaşadığı hal ve hadiselerden yola çıkılarak yazıldığından, kendinizden bir şeyler mutlaka bulacak ve keyif alacaksınız... Hepimizin kalb ibresi zaman zaman kayabiliyor, bu kitap iyi gelecek... Okunması gereken nadide eserlerden... Kitabı bitirdikten sonra her zaman görebileceğiniz bir yere koyun ve ara sıra sayfalarını tekrar karıştırın, rehberliğine ihtiyacınız olabilir.

*Peygamber Efendimiz(s.a.v), kendisine atfedilen bir sözde mü'minin sözünün hikmet, sükûtunun da tefekkür olması gerektiği tavsiyesinde bulunur. Bu ifadeden mü'minin hâlinin iki hususa bağlandığını görmekteyiz. Bir; mü'min konuştuğu zaman mutlaka belli bir hikmet, maslahat ve hayır gözeterek konuşur. İki; konuşulacak mevzuda böylesi bir hikmet ve hayır söz konusu değilse o zaman mü'min sükûtu tercih eder. Ancak onun bu sûkutu boş boş, tembel tembel durma şeklinde anlaşılmamalıdır. O, sükûtîliğine bir anlamda uhrevîlik boyası çalar, tefekkür etmesi gereken meseleleri düşünür ve neticede onu bir tefekkür zemini hâline getirir.

*Çünkü yapılan hizmetler karşılığında azıcık dahi olsa bir alkış beklentisine girer veya elde edilen başarılar neticesinde azıcık dahi olsa, heva ü heves kaynaklı, duygularınızı okşayan bir sevinç yaşarsanız münafıklığa doğru bir adım atmışsınız demektir.

*Meselâ müşterek bir hayat sürdürülürken yapılan yanlış tavır ve çiğ davranışlar karşısında hemen harekete geçmemeli, aynıyla karşılık vermemeli ve hele gıybet ve dedikodu gibi alçaklıklara asla tenezzül etmemeliyiz. 
...Çünkü asıl önemli olan ekşiyen karşısında tatlı olmak, eğri karşısında düz durmaktır.

SURE-İ YUSUF"UN YORUMU

yusuf suresini bir çok kez okudum hem mealini hem tefsirini, hz yusufun kıssası hakkında yazılmış bazı kitaplarıda okudum ama benim için bir eksiklik vardı okuduğum kitaplarda, haluk nurbaki'nin bu kitabı ile bu eksiklikte kendi açımdan doldurduğumu düşünüyorum. Hz yusuf'un kıssasında herkesin konuştuğu hep züleyha ile hz yusuf'un aşkıdır.  Ama bu kitap yusuf suresine ve kıssasına çok başka bir açıdan bakış sunuyor. Kitap 100 sayfa oldukça ince bir kitap, haluk nurbaki hocanın kitapları geneli incedir ama içindeki bilgiler oldukça büyüktür.  
Kitabın sonunda şöyle bir yazı var; Sure-i yusuf'u ve yorumunu okuyan siz kıymetli okuyucularıma bu sureden özellikle neler öğrenmemiz gerektiğni bir defa daha özetlemek istiyorum:

1) sure-i yusuf bir hikaye değil, aksine insan yapasının bütün hususiyetlerini ahsenül-kasas: yani kıssaların en güzeli  biçimi içinde açıklayan bir ilahi rapordur. insanın gönül, nefs ve ruh gibi bilim açısından bilinmesi imkansız yanlarını zarif bir hayat hikayesi içinde dile getirmiş, gerçekleri perde perde gözümüzün önüne sermiştir.

2) bizzat zahiri manası itibariyle dahi kader, tevekkül, gayret ve teslimiyet konusunda fevkalade önemli incelikleri; tartışmaya imkan vermeyecek biçimde açıklamıştır. Özellikle yakub ve yusuf'un hem zellelereni, hem de sabır ve tevekküllerini, hatırımızdan çıkmayacak biçimde zihinlerimize yerleştirmiştir.

3) insanları mahveden gurur ve kendinde kudret ve vehmetme gibi hatalarımızı yine yakup ve yusuf ağzından peka çık şekilde dile getirmiştir. cenab-ı hakk'ın irade ve emriyle en yüce noktaya gelmiş bir peygamberin bile bazı şeyleri bilmesi yanında: kulluk hayatı içinde pek çok şeyleri bilemeyeceği ayet kesinliği içinde bildirilmiştir.

Aslında 5 madde yazıyor kitabın sonunda ben sadece ilk üç maddeyi yazdım, merak edenler kitabı alıp okuyacak artık. :)

Sol Ayağım

Salı, Ekim 25, 2011

Kendinizle ilgili gerçeklerle yüzleşmek için ihtiyacınız olan nedir? Kabullenemediğiniz 'siz'i başkalarına anlatmayı bir yana koyun. Kendinize itiraf edemedikleriniz ne çok değil mi?
Christy Brown, fiziksel anlamda hepimizden geride ancak zihnini, engelli olmayan bizlerin fiziksel özelliklerimizi kullanamadığımız kadar ustaca kullanıyor.

Doğuştan beyin felci olan ve bununla onlu yaşların başında yüzleşen Christy; tüm iletişimini vücudunda hükmedebildiği tek organ olan sol ayağıyla gerçekleştiriyor. Elleri vücudu, sağ ayağı hatta yüzünü bile hareket ettirmekten aciz olan Christy'nin zihni ve yüreği fiziksel engellerinin aksine mükemmel işliyor.
Baskın bir çoğunluğun kendiyle bile yüzleşmeye cesaret edemediği gerçeği, Christy'nin otobiyografisini içtenlikle yazışına hayran bıraktırıyor...
Okunası, ibret alınası ve tebrik edilesi... Tebrikler Christy Brown. Ve tebrikler bu nadide insanın biricik annesi; onun ilham kaynağı ve melek annesi...