Hayatım içimden geçen cümleler içine geçti...Bu kitabın ilk çıktığı zamanları ve o zamandan itibaren bu kitabı okumayı istediğimi hatırlıyorum.
İlk okumaya başladığım andan itibaren sardı, sarmakla kalmadı o kadar çok doğru tespitle karşılaştım ki bi yerden sonra cümlelerin altını çizmekten vazgeçtim.
Kitap birinci ağızdan anlatılıyor. Bütün bu anlatıların müsebibi 5 yaşında bir kız çocuğu. Ama o kadar geniş bir öykü ve öyle bir kadın hikayesi ki, yazarın erkek olmasına hatta bunun kurgu olmasına inanmakta güçlük çekiyorsunuz.
Yeryüzünde hiç bir kadın bir erkeğin kaderini baştan aşağı değiştiremez ama herhangi bir erkek herhangi bir kadının kaderini baştan aşağı değiştirebilir.
... Bir anaşist gibi hissediyor, bir aristokrat gibi acı çekiyor, küçük bir burjuva gibi kaçıyorum.
Hayat bazılarına mutsuz olmakla duygusuz olmak arasında bir tercih hakkı tanır, daha fazlasını değil.
Beklentisi yüksek kadınların yalnızğı daha koyu olur.
Büyük lafların gölgesinde geçen hayatlar bir daha iflah olmuyor, geçip gittiğiyle kalıyor; zaman, aşk, herşey.
