Baş Kitabımız

Baş Kitabımız

Dostlarımız

Dostlarımız

Kütüphanemiz

Kütüphanemiz

Kitaplarımız

Kitaplarımız

Portobello Cadısı - Paulo Coelho

Çarşamba, Ağustos 10, 2011


Yaklaşık 15 dakikadır yazıp yazıp siliyorum. Ne yazacağımı bilemiyorum çünkü. Sevdim mi? Sevmedim mi? Karar veremiyorum.

Başlarda çok keyifli, değişik bir konunun içinde buldum kendimi. Bir sonraki sayfayı heyecanla bekledim. Ama bir süre sonra Athena'nın sürekli devam eden mutsuzluğu, arayışları, aradığını bulması, sonra ''ay yok bu değilmiş'' tavrı, içsel yolculukları bana nefes darlığı geçirtti adeta.

Kitapları milyonlar satan, okuyanların hayatını değiştiren Coelho'yu dünya üzerinde bir tek ben anlamıyormuşum gibi hissediyorum şu an. Lütfen biri bana öyle olmadığını söylesin.

''...Bu dünyada geçirdiğimiz zaman kutsaldır, her anı bir şölen gibi yaşamamız gerekir. 
 Bunun önemi tümden unutuldu. Artık dinsel bayramlar bile plaja, parka ya da kayak yapmaya gitmenin bir vesilesi oldu çıktı. Artık ritüeller yok. Sıradan işler en küçük bir kutsallık edinemiyor.'' (sayfa 23)

Arka Kapak:
Onu yakından tanıyan, belki de hiç tanımayan dostlarının ağzından kim olduğumuzdan emin olmasak da, kendimize karşı her zaman içten olma cesaretini nasıl ediniriz? 
Paulo Coelho, yeni romanı Portobello Cadısı'nda bu sorunun yanıtını arıyor. Portobello Cadısı, Athena adlı gizemli bir kadının öyküsünü, onu çok iyi tanıyan -ya da hiç tanımayan- yakınlarının ağzından anlatıyor. 
İnsanlar bir gerçeklik yaratıyorlar, sonra da kendi yarattıkları gerçekliğin kurbanı oluyorlar. Athena işte buna başkaldırdı ve bunun için büyük bir bedel ödedi... 
Heron Ryan, gazeteci 

Athena, duygularımı biraz olsun göz önüne almadan kullandı ve yönlendirdi beni. Hocamdı, kutsal sırları aktarmayı, aslında hepimizde var olan o bilinmeyen gücü uyandırmayı üstlenmişti. O yabancı denize atıldığımızda, bize yol gösterenlere körü körüne güveniriz, çünkü bizden daha fazla bildiklerine inanırız... Andrea McCain 
Tiyatro Oyuncusu 

Athena'nın en büyük sorunu,21. yüzyılda yaşayan bir 22. yüzyıl kadını olması ve bu gerçeği hiç gizlememesiydi. Bir bedel ödedi mi? Kuşkusuz, ödedi. Ama coşkuyla taşan gerçek benliğini bastırsaydı, çok daha büyük bir bedel ödeyecekti. Durmadan 'başkaları ne der' diye kaygılanan, kırgın ve mutsuz biri olacaktı... 
Deidre O'Neill, Edda diye biliniyor 

2 Kelam Edilmiş...:

CherrybLossomgirL dedi ki...

ben çok sevmiştim portobello cadısını , özellikle ruh eşi ile kısmı ile yazdıklarını...

28 Ağustos 2011 22:11
tipsy :) dedi ki...

bu adamin kitablari cok ii.. elif ve bridayi da tavsiye ederm extradan ...

5 Eylül 2011 14:00

Yorum Gönder

Bir katkıya 'HAYIR' demeyiz... :)